-----------------------------------------------------
sevenlere selam olsun
Sevenlere selam olsun... karşılıksız.. bir çıkar gütmeden sevenlere.. zira yanlızca Onlar Allah için sevenlerdir.. bilir ler ki... Rabb leri muhabbet diye adlandırmıştır.. sevgiyi.. ve yine bilirler ki hub kökü aslında tohum demektir.. tefekkür ettikte sonra derler ki rabbimiz yüreğimize ekmiştir sevgi tohumunu.. o ekmeseydi.. anne katlanabilirmitdi çocuğuna.. Onu dokuz ay rahminde iki sene kucağında bir ömür sırtında bir yük olarak taşıyan, anne dayanırmıydı... lakin... o yüreğine ekilmiş muhabbet.. öyle bir sevgi bağıki... annenin, bebeğini kucakladıkça kucaklayası.. baktıkça bakası gelir... bugün batının nüfüssüzluktan kıvranmasınında nedeni bu değilmidir.. yüreklerindeki sevginin yok olması.. bu yüzden bir canavar gibi görürler bebekleri.. bu sevgi yanlızca bebeğimize değildi tabi.. O size imanı sevdirdi dedi vahiy... imanı sevdik. biz uhudu severiz uhud bizi sever dedi nebi..(a.s.v.) eşyayıda sevmeyi öğrendik... yağmur yağdı eteğini açtı onun altına koştu nebi... onun rabbimle anlaşması benden öncedir dedi soran sahabeye... güneş secde ediyor dedi(a.s.v) doğayıda sevdik... hayvanıda sevdik... yüreğinize ekilmiş hub tohumunun kıymetini bilin değerli dostlar... bu tohumdan habersiz bir hayat sürersek.. iman eziyet haline gelir.. namaz miraça taşıyan burak değilde sırtımızda taşıdığımız burak halini alır bu yüzden... kur an hayatımızda nur değil.. yanlızca beynimizde koca bir ur olur... o vakit... bu muhabbetin kıymetini bilelim ve en başta yüreğimize ektiği için... rabbimizi sevelim... rabbimiz bunu istiyor çünkü.. bu yüzden VEDUD hem seven hem sevilen demektir.. dikkat buyurun değerli kardeşler aşk arapça bir lafız olmadına rağmen ne vahiy bu kelamı kullnmıştır nede hadislerde görürüz... zira aşk sarmaşık tan gelir muhatabını sarar boğar... kuran hud der vedud der hub der...onların sevgisi(aşk) tutuklar bizimkisi özgür kılar... sev bizi yarabbi sevdir bizi sevindir bizi...
Safahat
Ey, bu toprakta birer na'ş-ı perî,san bırakıp,
Yükselen mevkib-i ervâh! Sakın arza bakıp;
Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var...
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var...
Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdârımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!
Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark'ın, tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayâsız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!
Medeniyyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!
Hele i'lânı zamanında şu mel'un harbin,
"Bize efkâr-ı umûmiyesi lâzım Garb'in;
O da Allah'ı bırakmakla olur" herzesini
Halka îman gibi telkîn ile, dînin sesini
Susturan aptalın idrâkine bol bol tükürün!..
Mehmet Akif
Bana ulaşmak isteyenler için sevketnl@hotmail.com